Monday, 21 August 2017

A Alıştırma

Yâ Rab hemîşe lûtfunu kıl rehnümâ bana - Şerhi

User Rating: 0 / 5

Star InactiveStar InactiveStar InactiveStar InactiveStar Inactive
 



Kat’ eyle âşinâlığım andan ki gayrdır
Ancak öz âşinâların et âşinâ bana

Bir yerde sâbit et kadem-i i’tibârımı
Kim rehber-i şerî'at ola muktedâ bana

Yok bende bir amel sana şâyeste âh eğer
A’mâlime göre vere adlin cezâ bana

Havf ü hatâda muztaribim var ümid kim
Lûtfun vere beşâret-i afv-i hatâ bana

Ben bilmezem bana gereğin sen hakîmsin
Men’ eyle verme her ne gerekmez bana bana

Habs-i hevâda koyma Fuzûlî-sıfat esîr
Yâ Rab hidâyet eyle tarîk-i fenâ bana

 

Yâ Rab hemîşe lutfunu et rehnümâ mana
Gösterme ol tarîki ki gitmez sana mana

(Ya Rabbî daima lûtfunu bana yol gösterici "kılavuz" et; sana vasıl olmayan yolu bana gösterme.)

Bu beyitte Fuzûlî sana bana demekle kendini Allah ile bir makamda gibi gösteriyor. Gitmez kelimesini yaraşmaz ma'nâsına alırsak böyle uygunsuz bir ma'nâ çıkar gibi görünür. Lâkin hakîkatte doğrudur. Çünkü Allah'a karşı yakışmayan bir şey, onun kuluna da yakışmaz ve kul bunu yapamaz. Hâlbuki burada yol karinesi ile sana gitmeyen, sana ulaşmayan yolu bana gösterme dediği aşikârdır. İşte bu Fuzûlî'nin zekâ oyunlarındandır.

Kat'eyle âşinâluğum andan ki gayrdur
Ancak öz âşinâlarun et âşinâ mana

(Senden gayri her şeyden, mâsivâdan alâka ve dostluğumu kes. Yalnız senin sevdiklerini bana dost et.)

Ben yalnız onları seveyim. Bunlar büyük mürşitler ve Hakk’ın insanlara emrettiği ibadetler olabilir.
Kur'an-ı Azimü'ş-şan'da, Allah'ın, Allah'ı sevenleri "evliyâ", sabredenleri, iyilik edenleri, günahtan sakınanları, gazap ve hiddeti yenenleri, Allah yolunda savaşanları sevdiği açıkça zikredilir. Tabiî bunların başında Allah'ın sevgilisi "Habibullah" olan Hazret-i Muhammed vardır.

Bir yolda sabit et kadem-i i'tibârumı
Kim rehber-i şerî'at ola muktedâ mana

(Benim hareket hattımı, değerlendirme hükmünü "i'tibar ayağımı" bir yolda değişmez hâle getir ki o yolda şeri'at kılavuzu olan Hazret-i Peygambere uyayım.)

Bütün hareketlerim, değer hükümlerim Hazret-i Peygamber'in gösterdiği yolda olsun ve şaşmasın. Bu beytin mazmunu namazdır. Mukteda imam demektir. İmama uyup namaza başlanır başlanmaz ayaklar sabit kalır. Adım atmak, yürümek gibi bir hareket yapılırsa namaz bozulur. Onun için "kadem-i itibarımı bir yolda sabit et yani hareket ettirme" diyor. Sonra yine yol kelimesi alelade yürünecek yol ma'nâsına alınırsa o zaman bir çelişki meydana çıkar. Yolda yürünür, durulmaz.
İ'tibar, Arapçada ifti'al veznindedir. Sülâsisi yani kökü "ayın, be, re" harfleridir. Yürümek, geçmek ma'nâsına "ubur" kelimesi de vardır ki bu da sabit kelimesi ile tezat vücuda getirir. Bu da Fuzûlî'nin ince bir esprisidir.

Yok mende bir amel sana şâyeste âh eğer
A'mâlüme göre vere adlün ceza mana

(Ben sana lâyıkıyla ibadet etmedim. Eğer benim ibadetlerime göre adaletin beni cezalandırırsa eyvah, mahvoldum.)

Cezanın asıl ma'nâsı bir şeyin karşılığıdır. Bizim kullandığımız azap etmek, cezalandırmak ma'nâsına değildir.
Adalet, herhangi bir şeyi lâyık olduğu ceza veya mükâfat ile karşılamak demektir, ibadete ceza olmaz. Az da olsa yine mükâfatlandırılır. Burada ceza bir işin (amelin) iyi veya kötü tam karşılığı olarak kullanılmıştır.

Havf-i hatâda muztaribem var ümîd kim
Lütfun vere beşâret-i afv-i hatâ mana

(Bir hata işlemeyeyim diye korku içinde çırpınıyorum. Ümit ederim ki, senin lütfun, hatamın affedileceği müjdesini versin.)

Men bilmezem mana gereğin sen hakîmsen
Men'eyle verme her ne gerekmez mana mana

(Ben hastayım, bana ne faydalıdır, ne zararlıdır bilmem. Sen hakimsin "hekimsin. Eskiden hekimlere hâkim derlerdi." Bana zararlı olan, lâzım olmayan şeyi bana verme).

Bu beytin altında kendisinin hasta olduğunu söylüyor. Beytin mazmunu budur.

Oldur mana murâd ki oldur sana murâd
Hâşâ ki senden özge ola müdde'â mana

(Ben ancak senin istediğini isterim. Yani irademi senin iradene bağlamışım. Sen hakîkatte yok olunca iradem de senin iradende mahvolmuştur. Hâşâ senin istediğinden başka bir şey istemem.)

Burada Hâfız-ı Şirazî'nin bir beytini hatırlatalım:

Cerh berhem zenem er cüz be-murâdem gerded 
Men ne ânem ki zebûnî kesem ez çerh-i felek

"Felek benim irademin haricinde bir hareket yaparsa onu birbirine katarım. Ben felek çarhına mağlûp olacak insan değilim".
Bu çok cesurane bir da'va gibi görülürse de hakîkatte kendinin yok olduğunu ve iradesini Hakk’ın iradesine bağladığını gösterir. Kâinatta hâkim olan da Hakk’ın iradesidir. Onun hilâfına esasen hareket edilmez.
İkinci mısrada şu ma'nâ da vardır: Ben ancak seni isterim, senden başkasını istemem.

Habs-i hevâda koyma Fuzûlî-sıfat esîr
Yâ Rab hidâyet eyle tarîk-ı fena mana

(Beni Fuzûlî gibi hevâ ve heves, yani mâsivâ arzuları içinde hapsetme. Yâ Rabbi bana fena, yani Hak'ta fâni olmak, yok olmak yolunu gös-ter.)

Bu beyitteki mazmun hava kabarcığıdır. Kabarcık içinde hava vardır. Hava çıkınca kabarcık da mahvolur. Derya-yı vahdete karışır. Çünkü habab "hava kabarcığı" deryadan ayrı gibi görünen bir varlıktır, dalga gibi. Fuzûlî'nin bu mazmunu Hazret-i Peygamber hakkında yazdığı "gül" kasidesinde de vardır:

Oldu devrinde hevâ mahbûs-ı zindan-ı habâb
Galiba görmüş hevâdan şemme-i azar gül

"Hazret-i Peygamber'in devrinde hevâ ve heves habab -hava kabarcığı- zindanında hapsedilmiştir. Galiba gül yani Hazret-i Peygamber hevâ ve hevesten incinme kokusu almış ve onu hapsetmiş."

Burada devrinde kelimesi iki ma'nâdadır:
1. Hazret-i Peygamberin zamanında
2. Hava kabarcığı kendi yuvarlaklığı içinde havayı hapsetmiştir.
Hava kabarcığı yuvarlaktır. Fuzûlî böyle oyunları hiç hissettirmeden
yapar. Asıl san'at kudreti de buradadır.
Hevâ ve heves yani Hak'tan gayri arzu ve lezzetlere kapılmak şeri'atta da, tasavvufta da men' edilmiştir, günahtır. Bunun için hapsedilmiştir.
Gül koktuğu için "bir parça" yerine "şemme" diyor. Şemme koku ma'nâsınadır.

Leave your comments

Post comment as a guest

0
Extension Restriction Allowed file extensions: bmp, csv, doc, gif, ico, jpg, jpeg, odg, odp, ods, odt, pdf, png, ppt, rar, txt, xcf, xls, zip 0 / 3

People in this conversation

Popüler Yazılar

Dikkat

Burada yer alan bir(kaç) eserin telif hakları size ait veya yasal temsilcisi iseniz ve eserin burada yer almasını istemiyorsanız eserin kaldırılmasını talep edebilirsiniz. Forma ulaşmak için tıklayın.

Osmanlıca Çeviri @osmanlicaci

Sat Nov 05 17:22:35 +0000 2016

Ankara Hüsn-i Hat ve Tezhip Kursu https://t.co/FQuwov76oX
Wed Nov 02 08:38:55 +0000 2016

Yaşayan Hikâyemiz – Günümüz Türk Hikâyesi Üzerine İncelemeler Yayımlandı https://t.co/p1eZvRdKiW

Çankaya/Ankara

Tel.: +90 538 388 3388

Tel.: +90 546 648 2212

osmanlicacinet@gmail.com

Sosyal Hesaplarımız

x